“Düşüncelerin ne ise hayatın da odur. Hayatının gidişini değiştirmek istiyorsan düşüncelerini değiştir”

W. Shakespeare

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) günümüzde çocuk, ergen ve erişkinlerde bilimsel araştırma ve klinik uygulamalarda etkinliği en fazla gösterilen psikoterapi yöntemidir. BDT genel olarak bilişsel terapi ve davranış terapilerinin birleşiminden oluşur.

Bilişsel terapi modeli herhangi bir olay yada durumla ilgili ortaya çıkan (otomatik) düşüncelerin, duyguları ve davranışları etkilediği varsayımına dayanır. Örneğin yolda tanımadığı bir köpekle karşılaşan birinin aklına “köpekler tehlikelidir” ya da “bu köpek beni ısıracak” gibi bir düşünce geliyor ve o da bu düşünceyi sorgulamadan kabul ediyorsa, yoğun bir korku hisseder ve o ortamdan hızla uzaklaşmaya çalışır. Aksine köpeği gördüğünde “köpekler nadiren tehlikelidir” diye düşünen biri ise daha sakindir. Eğer köpeğin tehlikeli olabileceği yönünde ciddi bir belirti göze çarpıyorsa (örneğin köpeğin huzursuz görünmesi, hırlaması vb.) tedbir alma ihtiyacı duyar, aksi takdirde yoluna devam eder. Bilişsel terapi ile hasta/danışanın düşünce biçimlerini daha iyi anlamasını, daha esnek ve çok seçenekli düşünebilmesini ve bütün bunların sonucunda düşüncelerini daha işlevsel olanlarla değiştirebilmesini hedefler. Çok seçenekli ve bilişsel çarpıtmalardan (örn: aşırı genelleme, ya hep-ya hiç düşünme gibi) arınmış düşünme, olayın bütün olarak değerlendirilmesini, oluşan duygunun daha az olumsuz olmasını ve daha işlevsel tepkilerin verilmesini sağlar.

Davranışçı terapide mevcut sorunlar ve psikiyatrik belirtiler nedeniyle kişinin okul/iş, sosyal ve özel yaşamında yapmak isteyip de yapamadıkları belirlenir. Örneğin köpek korkusu olan birinin köpekle karşılaşma ihtimali olan alanlara ya da arkadaşlarının evlerine gidememesi gibi. Daha sonraki aşamalarda ise adım adım bu hedeflere ulaşılmaya çalışılır. Davranışçı modelde kaçma-kaçınma ve güvence arama davranışları hastalarda kısa süreli bir rahatlama sağlar. Ancak uzun vadede mevcut belirtilerin ve rahatsızlığın pekişmesine yol açar. Bu yüzden davranışçı terapi, tedavi mantığının aktarılmasını takiben seans içi alıştırma egzersizleri ve seans dışı ev ödevleri ile tedavi hedeflerine ulaşana kadar sürdürülür. Çoğu zaman davranışın değişmesi, olumsuz düşünce ve duyguların da değişmesine yol açar.

Bilişsel-davranışçı terapiler soruna yönelik, zamanla sınırlı,  hasta/danışanla işbirliği üzerine kurulu, yapılandırılmış terapilerdir. Genellikle seanslar haftada bir olacak şekilde düzenlenir. BDT’de hasta/danışanın aktif katılımı gerekmektedir. Bu yüzden özellikle ağır olgularda ilaç tedavisi ile birlikte uygulanabilir.

Bilişsel davranışçı terapi günümüzde çocuk ve ergenlerde depresyon, kaygı bozuklukları (ayrılma kaygısı ve okul reddi, genelleşmiş kaygı bozukluğu, sosyal fobi ve aşırı çekingenlik, panik bozukluk, özgül fobiler, sınav kaygısı vb), travma sonrası stres bozukluğu, uyum bozuklukları (ör: diyabet, astım, kanser vb. kronik hastalık durumlarında gelişen), obsesif kompülsif bozukluk, tik bozuklukları, trikotillomani (saç-kirpik yolma), yeme bozuklukları (anoreksia nervosa, blumia nervosa ve tıkınırcasına yeme bozukluğu), dürtü ve öfke kontrol bozuklukları, uyku bozuklukları, kendine zarar verme, gece işemesi ve kaka kaçırma problemlerinde etkin bir şekilde kullanılan bir tedavi yöntemidir.